Gendaş Yayınları

Gendaş Yayınları adlı yayınevinin tüm kitaplarına buradan ulaşabilirsiniz.

35.00 ₺

ürün '0'dır. Ölümlerle başlayan hayatlar ve yazgılarına yenilen, sürgün edilen, farklı kültürler içinde şekillenen, parçalanan kozmopolit Kürt aydınları... Kürtlerin en önemli aydınlarından Celadet Bedirhan’ın İstanbul’daki elit yaşamından, sürgün yıllarına, ardından Şam’a yerleşmesine ve yine yoksulluk içindeki ölüm yıllarına dek uzun bir dönemi kapsayan "Kader Kuyusu" bir yandan da dönemi, dünya savaşını, özgürlük mücadelesini, yenilgileri, yalnızlığı ve yaşanan çaresizlikleri de anlatmaktadır.

22.00 ₺

ürün '0' dır. Paranın yerde yattığını, onu almak için sadece eğilmenin yeterli olduğunu sadece Karel ve Jarda'nın aileleri kavrayamaz. Karel ve Jarda on iki yaşına geldiklerinde büyüdüklerine inanıp zengin olmaları gerektiğine karar verirler. Biletçilik, tahsilatçılık, çiçekçilik, organizatörlük ve solucan avcılığı gibi işlerle para kazanmanın yollarını ararlar. Bu arada hayatı, aile ilişkilerini ve insanları daha yakından tanırlar.

20.00 ₺

ürün 0' dır. Uyanık uykular uyumuşum arife geceleri Kaya, Mazhar, Kemal, Namık bir de Şadi Bahçelerden erik çalıp Tepelerde uçurtma uçurmuşum Boylu boyunca yıkıp gençliğimi sokaklara Karakollarda sabahlamışım Fransız okulunda lisan öğrenip Caka satmışım kızlara Bakıp bakıp gözlerine Asmışım onları uzun kirpiklerime Bazen kafamı taşlara vurmuş Bazen de can evimden vurulmuş Dünyaları yıkmışım Şiirler yazıp geceleri Yalnızlığım paylaşmışım yıldızlarla Binlerce defa kaybedip ümitlerimi Binlerce defa yeniden bulmuşum

25.00 ₺

ürün '0' dır. "Harman Kaplan, endüstriyel mekanizmada kendini kaybetmiş, bulmak istemiş, aramış ve bulamamış insanın ya da böyle bir maceraya hiç çıkmamış insanların yalnızlığını anlatıyor. Harman Kaplan'daki kırk öyküde, Fındık Sekiz'de kamerayla uzaktan gösterdiğim insanların daha yakından çekilmiş fotoğrafları var. Bu insanlar, kentin insanları, kentin vahşileştirdiği, kentin hasta yaptığı, kentin (zengin olsa bile) yoksunlaştırdığı insanlar. Bu insanların arayışlarını, aşkı kaybedişlerini, aşk dediğimiz olgunun bu insanların hayatındaki yerini anlatmaya çalıştım. Satır aralarında anlattığım karakterler, hikayelerine hayatın sıfır noktasından, çaresizliğin tam ortasından başlayıp deniz kenarında bitiriyorlar. Doğaya bir kaçış var. Bu kırk kısa öyküyü yazmaktaki amacım, kapitalizmin çaresizleştirdiği, dengesizleştirdiği insan modelinin çırpınışını vermek. Dünyada aşk denen o büyülü kuşu çaldıkları için artık geriye dönüş yoktur. Bunların hepsi yaşanacaktır ama en az yarayı alarak yaşanılması gerekiyor."

18.00 ₺

ÜRÜN '0' DIR. "Annem gelip beni yuvadan aldığında, benim Tanrılarım, krallarım, akreplerim vardı. Annemin sakallı misafirleri, "Afiyet Olsun" şekerleri. Bir de, püsküllerin kanepelerden duvarlara kadar yayıldığı, meleklerin yuva yaptığı bir oda. Bu odaya hiç sokmadı beni. Ben de ona "akreplerimi" hiç anlatmadım. Çalıştığı gazinolarda adına "dağlar kızı Reyhan!" derlermiş. Önceleri çok şeyi gizli tutmaya çalıştı. Sonra utanmamayı öğrendik. O kadar çok şey öğrendim ki, artık bir şey öğrenmek istemedim. Sustum sonuna kadar. Susmalarım bir yerlere sığmadı, mızraklı bir şeyler olup peşime düştüler."

15.00 ₺

ÜRÜN '0' DIR. Sıcaktan bunalan insanların denizin serin sularıyla kucaklaşmaya çalıştığı bir yaz günü, on yıl önce balığa çıkıp da bir daha kendisinden haber alınamayan Yunan edebiyatı öğretmeni Ulises Adsuara’nın cesedi karaya vurur. Üstelik, cesedin üzerinde, yıllar önce evlenirken giydiği damatlık elbisesi vardır. Dahası, on yıl önce denizde kaybolan adamın cesedi, sanki bir gün önce ölmüş gibi hiç bozulmamıştır ! Bütün kasaba halkıyla birlikte okurunu da merak kuyusuna atan yazar, bu gizemli, masalsı, kökleri Yunan mitolojisine kadar uzanan ölümlerin nedenini açıklamak üzere hikayesini usul usul anlatmaya koyulur. Manuel Vincent, Yunan trajedilerini çağrıştıran bu büyüleyici romanı, birkaç denizcinin ağzından duyduğu, İspanya kıyılarında görülen 2 gramlık bir somon balığının hikayesinden esinlenerek yazmış. Balık hiç durmadan yüzerek ve yiyerek beş yıl sonra Sumatra Adasına vardığında ağırlığı 500 kiloymuş. Bu olay denizin yutup yıllar sonra “içinde istemediği için” geri verdiği iki sevgilinin hikayesini anlatan romanın bir parçası. « Deniz kazaları yoktur : ayrılan çiftler, biten aşk, sevgililer arasında yıpranan sessizlik. Aşk, deniz kazazedelerini geri getirecek ve ölüleri

20.00 ₺

ürün '0' dır. Neden yardım konserleri? Çocukken öğretmenlerimiz bize 'piyangodan ikramiye kazansanız ne yaparsınız?' diye sorduğunda, sınıf dolusu çocuktan bir-ikisi dışında hepsi, bu parayı fakirlere, kimsesiz çocuklara ve hastanelere dağıtacağını söylerdi. Ülke için hayaller hep çocukken kurulurdu. Meksikalı büyük şair Octavio Paz "Kurduğunuz düşe yaraşmaya çalışın" der. İnsanlara, hele çocuklara yardım etmek için başarı istemek, insana yakışan bir düştür. Ben yeni halk müziği yapmak istiyordum, ama kültürel-sosyolojik boyutu ne olacaktı, müzikal boyutu ne olacaktı? Yapacağım müzikte sözler Aysel Gürel, beste Garo Mafyan olup; imaj da Neslihan Yargıcı'dan mı gelecekti?! Bunları hiç istemedim. Kendi tarzımı nasıl belirginleştirmeliydim? Çocukluğumdan beri dinlediğim rock müzik, söylemek istediğim türküler ve üzerinde düşündüğüm politik tavır vardı kafamda.

15.00 ₺

ÜRÜN '0' DIR. Biz büyükler kendi hareket yeteneğimizi, kendi düşünce biçimimizi, dünyaya bakış açımızı çocuklarda görmek istiyoruz. Ne çare, gerçek böyleyken eğitimcilerden de bu egemen davranış biçimlerini ve çocuğu bizlere yakınlaştıracak bilgileri öğretecek davranışları kazandırmayı istiyoruz. Zavallı eğitimciler çaresiz, topluma egemen olan, kendi yaşamlarını, kendi geçimlerini sağlayan yetişkinlerden yana olsalar içleri elvermiyor, çocuklardan yana olsalar yetişkinler izin vermiyor. Yukarı tükürseler bıyık, aşağı tükürseler sakal.

15.00 ₺

ürün '0' dır. Şair kendisine sunulan bu dünyadan hoşnut değildir. Ona göre bu yarım yamalık dünya ve onun yalan yanlış gidişi, sürekli onarılmak zorundadır. Şiir yazma eylemi, işte bu onarma çabasının bizzat kendisidir. Eğer yalnızca dil, bu dünyayı onarmak için yeterli olsaydı, imgeye gerek yoktu. Ancak şair için, dünyanın eksikliği karşısında dil, çok azdır yetersizdir.

30.00 ₺

ürün '0'dır. Brezilya edebiyatının en saygın yazarlarından Jorge Amado’nun başyapıtı sayılan Mucizeler Dükkânı, hem Pedro Arkanjo’nun, hem de yerli ve melez halkın baskı altında yaşadığı, dinler, kültürler ve geleneklerin çok renkli bir harman oluşturduğu Bahia bölgesinin romanıdır. Arkanjo, kendi kendini yetiştirmiş, resim yapan, kitap yazan, kadın âşığı, coşkulu bir adamdır. Tüm ömrünü yörenin önyargılarıyla savaşarak geçirir. Arkanjo’nun kadınlarla seviştiği, resim yaptığı, kitaplar yazdığı mucizeler dükkânı, Bahia’nın yüreğinin attığı yerdir... Mucizeler Dükkânı, bir bakıma, Bahia bölgesinde Kilise’nin ağır baskılarına uğrayan Kandomble dininin de romanıdır. Amado, yoksul Siyah halkın öyküsünü anlatırken, Kandomble’nin gizli ayinlerini, kara büyülerini, dans ve müziklerini olanca renkliliğiyle betimler. Amado’nun benzersiz bir şenlik niteliğindeki romanını, Kandomble dini üstüne bir önsöz ve küçük bir sözlük eşliğinde sunuyoruz.

28.00 ₺

ÜRÜN '0' DIR. 1998'in hit kitabı Bridget Jones'un Günlüğü'nün ardından kırık bir kalp öyküsü. Romanın baş kahramanı Rosie Richardson'I da Bridget gibi seveceksiniz. Rosie kararsız, zorba, duygusal yönden fesat fakat ünlü ve ayrıca da yakışıklı program yapımcısı Oliver'a aşık olur. Oliver'ın peşinden sürüklenen Rosie, onun çevresindeki sinema starları, yönetmenler ve müzisyenlerle tanışır. Bu sihirli medya insanlarının yaşam tarzları ile kendi yaşamı arasında oluşan farklılık onu uyumsuz ve mutsuz bir insan haline getirir. Züppe sevgilisi ile yaşadığı inişli çıkışlı ilişki, sonunda onu Afrika'ya kadar sürükler. İçine düştüğü bu aşktan ve ünlüler dünyasından kaçabilecek midir? Fielding insanı kışkırtan, fütursuz aynı zamanda sevecen, sıkıca saran ve iğneleyici bir anlatım kullanmış. Çok eğlenceli ve etkileyici. Bütün kitap kahkaha attıran sahnelerle dolu, fakat bunlar hüzünlü olaylarla incelikle dengelenmiş.

25.00 ₺

ÜRÜN '0' DIR. Birçok kişinin aksine Matt Beckford otuzu devireceği günü iple çekiyordu. Yirmili yaşları boyunca kariyerini oturtmakla uğraşan bu genç adam, otuz yaşını mali ve aşk problemlerinin sonunun geleceği bir gün olarak görmüştü. Otuz yaşındaki biri artık hayatının aşkını bulmuş, mesleğinde bir yere gelmiş olur, diye düşünüyordu. Ama kız arkadaşının kendisini terk etmesiyle hayatın onun için bambaşka planlar yaptığını anlayan Mat, kısa bir süreliğine İngiltere'ye ailesinin yanına döner. Eve dönmek çocukluğa dönmek gibidir. İlk aşka dönmek, ilk heyecanların insanın içine tekrar dolması ve yıllar içinde bulanıklaşmış anıların ve dostlukların geri dönmesi gibidir... Geride bıraktığı aşkını özleyen, artık bir daha hayatının kadınını bulmaktan neredeyse umudunu kesen bir adamın romantik ve komik öyküsü.. Otuzunda bekar, nereye gideceğini ve bir daha sevip sevmeyeceğini bilmeyen umutsuz bir romantiğin romanı.

20.00 ₺

ürün '0' dır. Çağdaş şiirimizin önde gelen şairlerinden biri olan Metin Celâl ilk roman denemesi Ne Güzel Çocuklardık Biz'le içinden geldiği '78 kuşağının geçmişiyle hesaplaşma çabalarına bakıyor. Geçmişiyle barışabilme, baş edebilme çabası içindeki bir grup insanın umutlu ve umutsuz kaldıkları anları dile getirirken, tarafsız bir bakışla bu kuşağın yaşam karşısında kapıldığı yılgınlığı da, yaşama tutunma çabalarını da olabildiğince yürekli bir biçimde ele alıyor. Bir şairin elinden çıkmış özenli bir roman Ne Güzel Çocuklardık Biz. Bir kuşağın macerasını ve bugününü merak edenler için olduğu kadar, Metin Celâl şiirini sevenler için de zevkli bir okuma. Ama öncelikle çok tartışılan '78 kuşağının duyarlıklarını anlamak için, içerden yazılmış bir roman. "Sessiz bir sokak arıyor. Bir ara sokak. Karanlık, ıssız. Sadece kendiyle kalabileceği, soluğunun, adımlarımın sesini doyabileceği. Ama bu semtte hiç ara sokak yok. Nerdeyse tüm semt caddelerden ibaret. Bitişik düzen apartmanlar, apartman önleri, yol, gündüz de gece de aynı hareketlilikte. Uğultu hiç dinmiyor."

32.00 ₺

ürün '0' dır. aman: 12 Eylül 1980 Darbesi öncesinin minyatür, kaotik "iç savaş" yılları. Yer: Bodrum Kişiler: Aydınlar Olayların eksenini, doktora öğrencisi Nergis’in ölümle tehdit edilen sevgilisi, fizik asistanı Korhan’ı ölümden kurtarmak için Bodrum’a getirilişi, orada eski sevgilisi Özgür’le karşılaşması oluşturuyor. Nergis-Korhan, Nergis-Özgür ilişkisinin çevresinde, ülkenin içinde bulunduğu durum, "terör"ün tırmanışı, Bodrum’daki yaşayış ele alınıyor.Ölümün kol gezdiği bir dönemde her sınıftan aydının toplandığı Bodrum sığınağı şöyle çiziliyor: Tabaklarla, içki şişeleriyle donanmış masalardaki arkeolog, gazeteci, yazar, öğretmen, doktor, mimar, hukukçu, radyocu, televizyoncu, büyük kent sosyetelerinden kadınlı erkeli bilinen yüzler, türkülü, kahkahalı, gülücüklü, konuşmalı, alkol kokulu, sigara dumanlı bir ortalıkta karman çorman... Mavi Karanlık, Korhan’la Özgür arasında bocalayan Nergis’in sevdası ekseninde; asıl, aydınlarla halk arasındaki ilişki ve çelişkinin hesaplaşmasının sergilendiği, bugün de güncelliğini yitirmemiş bir romandır.

20.00 ₺

ürün '0' dır. Gözetle(n)me tutkusu, geçmişin tortusu, gelecek kuşkusu, şimdinin coşkusu, teslimiyet arzusu ve Marilyn Monroe-James Joyce ilişkisi üzerine, iç içe labirentlerden kurulu bir alışveriş merkezi hikayesi. Bir kadının gerçeği söylediği ne zaman anlaşılır? Bir erkek hangi durumda erişilmez olur? Kameralardan kim korkar? Alışveriş merkezi vazgeçilebilir bir şey midir? Pornografi nelere çözüm olabilir? Hayatın hangi kısımları gerçektir? Neye inanacağımıza kim karar verir?

45.00 ₺

ürün '0'dır. Prusyalı soylu bir ailenin kızı olan Elsa, babasının görevi dolayısıyla İstanbul’a gelmiş, orada büyümüş ve Anadolu’nun gizemine kendini kaptırmış bir maceraperest. Uzun yıllar erkek kıyafetinde bütün Anadolu’yu dolaşıp, gecelerini süvarilerin, çobanların, göçebelerin hayvanlarıyla birlikte konakladığı kervansaraylarda geçirmiş. Göçebeler, geçirdikleri uzun günlerin yorgunluğunu atmak ve geceleri değerli sürüleri kollayan bekçilerin ateşin önünde uyumalarını önlemek için hikaye anlatıcılarıyla beraber dolaşırmış, develerin, atların, eşeklerin ve sürü hayvanlarının ortasına yakılan büyük ateşin etrafında hikayeler anlatılır, dinlenirmiş. Bu anlatıcıların en ünlüsü Fehim adında bir gezginmiş. Elsa, Fehim’i bir çok kez dinlemiş. Onun öykülerini ezberlemiş. Bunun farkında olan Fehim hikaye anlatamayacak kadar yorgun olduğu bir gün Elsa’dan kendi yerine hikaye anlatmasını rica etmiş. O günden sonra Elsa, Fehim’le birlikte dolaşıp hikaye anlatmayı sürdürmüş. Böylece farkında olmadan emsalsiz bir şey yaratılmış: Avrupalı bir kadının Türk hikaye anlatıcısı olması... Elinizdeki kitap bu hikayelerin bir kısmından oluşuyor.

20.00 ₺

ürün '0' dır. Şinasi Efendi ile başlayan Türk gazeteciliğinde "rezil, dinsiz, edepsiz" tanımlamalarıyla girişilip" gerici, liboş, dönek, yağdanlık, gerzek, iki metrelik cüce" nitelemelerine dek uzanan bir küfür edebiyatı sözlüğü. Kavga etmeyi üslup haline getiren yazarlar Hüseyin Cahid, Arif Oruç, Peyami Safa, Necip Fazıl'ın yanında; üstlerine gidildiğinde hiç de altta kalmayan Ali Naci'ler, Nazım Hikmet'ler, Ahmed Emin'ler, Aziz Nesin'ler, Bedii Faik'ler, Çetin Altan'ların polemik dağarcıklarının dökümü. Çağdaş basınımızda da Uğur Mumcu, Emin Çölaşan, Ahmet Altan, Mehmet Altan, Mehmet Barlas ve Cengiz Çandar, ataları kalemşörler gibi tepeleri atınca birbirilerine "Ben senin cemaziyelevvelini bilirim." deyiveriyorlar. Türk Basınında Kalem Kavgaları, 166 yaşındaki basında, hava ve su kadar gerekli bir nesne olan "polemik"in resmi geçididir.

10.00 ₺

ürün '0' dır. Buzdan evimiz vardı. Kocaman buzdan bahçemiz. Bahçede oynayan çocuklarımız olacaktı ya Buzdan. Yeminler etmiştik birbirimize, Sözler vermiştik. Buzların üzerine. Yaz geldi!. Uzaklar herkes içindir Sen yeter ki gitmeyi iste.

Sizlere en iyi kullanımı sağlamak ve tanıtım çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda üçüncü şahıs çerezler de içerebilen çerezlerden faydalanıyoruz. Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz. Sayfamızı ziyarete devam ederek çerez kullanımını onaylamış olacaksınız.