Batı Felsefesi

86 adet sonuç listelendi.
-
Varoluşçuluk ; Existentialisme
44.00 ₺

J.-P. Sartre’a göre varoluş, insanda, ama yalnız insanda, özden önce gelir. Bu demektir ki insan önce vardır; sonra şöyle ya da böyle olur. Çünkü o, özünü kendisi yaratır. Nasıl mı? Şöyle: “Dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. Bu belirleme yolu hiç kapanmaz...” ilk sayfada kütüphane kaşesi var. Kitabın yarısının sayfaları açılmamış durumda

Mahmuzlar, Nietzsche'nin Üslupları
32.00 ₺

Ben burada Jacques Derrida'nın düşünce sisteminin ne olduğunu değil, çalışmalarını okuduktan sonra bu sistemin ne olabileceğini, anladığım kadarıyla, dile getirmek istiyorum. Derrida, klasik üçüncü dünya ülkesinden çıkmış, birçok deneme yanılmalarından sonra (kendisi değişik okullarda başarısız olduğundan dolayı diğer alanlara, örneğin, futbol oynamaya özenmiş) entelektüel dünyaya girmekte başarı göstermiş ve düşün problemi olan bir kişidir. Bu entelektüel dünyaya girişinde almış olduğu Fransız eğitiminin oldukça etkin olduğu görülür. Düşünce olarak Rousseau, Gide, Nietzsche, Valery ve Camus gibi filozofların, yöntem olarak da XX. Yüzyılın başlarında genelde insan bilimlerinde özelde İsviçreli dilbilimci Ferdinand ve Saussure'ün etkisinde kaldığı görülmektedir.

Organon Iii (3) Birinci Analitikler
15.00 ₺

12x18 cm Birinci Hamur. Çeviren: Prof. H. Ragıp Atademir - Ön sırt, arka taraf alt ile üst kenar kısmından az oranda su almıştır, ilk bir kaç ile sondan az sayıda yaprakların o kısmında küçük ile hafif dalgalanma ve ön kapağın sırt tarafı, arka kapağın yan kenar alt köşe ve sondan az sayıda yaprakların alt kenar kısmında hafif ile küçük oranda lekelenme oluşmuştur, metin kısmına ulaşmamıştır. - Metin kısmı temizdir.

Çağdaş Küresel Medeniyet
25.00 ₺

1. hamur sorunsuz "Tarihte topyekûn insanlığa hükmetmiş bir 'Büyük Birâder' şekliyle hiç karşılaşmadık. Peki, bu 'Büyük Birâder' insanlığı, yeni Orwell gibi, İngiliz olan Aldous Leonhard Huxley'in, son derece iç karartıcı ve kötümserlik aşılayan 1932 baskısı 'Yiğit Yeni Dünya' uçurumuna mı sürüklemektedir? Günümüzdeki şartların da bunların sebep oldukları dev sorunların da müellifi İngiliz-Yahudî medeniyeti olduğuna göre, bunun tasvîrini sunup onu teşrih masasına yatıracak olan da İngiliz - ve/ya Yahudî - düşünürü olmalıdır. İşte, gerek George Orwell ile Aldous Huxley'de gerekse Karl Marx'da bu çalışmada nedenleriyle birlikte sergilemeğe çaba harcamış olduğumuz, bugün dünyayı ve insanlığı sarmış dev sorunların halledilmesi için elzem gözüken 'Çağdaş İngiliz-Yahudî medeniyetine seçenek oluşturabilecek yeni bir medeniyet biçimini ortaya çıkarmanın zihnî ile maddî zemini var mıdır?' sorusunun cevabını kimden bekleyeceğiz?"

Mi̇t Ve Anlam
17.00 ₺

İKİNCİ SAYFADA TARİH YAZILI Genel okura hitaben yazılmış bu kitapta, yirminci yüzyılın önde gelen düşünürlerinden Claude Lévi-Strauss, insan varoluşuna dair can alıcı sorular üzerine harcanmış bir ömrün kazanımlarını paylaşıyor. “Kaosun bir anlamı olabilir mi?” – “Modern bilim mitlerden neler öğrenebilir?” – “Yapısalcılık nedir?” gibi sorulara verdiği cevaplarda, Lévi-Strauss, açık ve kesin bir dille, insan zihninin potansiyelleri hakkında daha fazla şey öğrenmek isteyen okurlara bir yol haritası sunuyor.

Sağduyu Bi̇li̇m Ve Kuşkuculuk
17.00 ₺

Bir şeyi kesin olarak bilebilir miyiz? Bunu yapabileceğimizi savunanlar (geleneksel olarak "dogmacı" adı verilenler) ve bunu yapamayacağımızı savunanlar (geleneksel olarak "kuşkucu" adı verilenler) vardır. Bilgi kurmayı ya da epistemoloji, bir anlamda bu iki taraf arasındaki büyük bir tartışmadır. Bazı dogmacılar kesinliği duyularda aramışlar, kuşkucular ise duyuların güvenli ve sağlam bir temel olarak alınmasına karşı çıkmışlardır. Diğer dogmacılar ise kesinliği saf akılda aramışlar, kuşkucular ise akılsal kendinden apaçıklığın doğruluk için bir güvence olamayacağını savunmuşlardır. SAĞDUYU, BİLİM ve KUŞKUCULUK bu tartışmanın tarihsel dayanaklarını da ortaya koyan bir giriş niteliğindedir. Kuşkuculuğu alt etme çabalarının filozofları çoğunlukla idealist ya da gerçekçi karşıtı öğretilere yönelttiğini göstererek, büyük ölçüde kuşkucuların yanında yer almaktadır. Kuşkuculuk, bu tür öğretilere karşı çıkarken sağduyu ve bilimle birleşmektedir. Bu kitap, kuşkuculuğun ilerletilmesinden üçüncü bir görüşü, yanılabilirciliği ya da eleştirel akılcılığı çıkarmaktadır. Kuşkucuların öne sürdükleri gibi, kesin bilginin çok azına sahip olmamıza, ya da hiç sahip olmamamıza karşın, tahmine dayalı b

Tinin Görüngübilimi [ Ciltli ]
100.00 ₺

Tinin Görüngübilimi Hegel’in ilk kitabıdır. Schelling’e bir mektubuna göre, “kitabın yazılması Jena savaşından (14 Ekim 1806) önceki gece” tamamlandı. Erken doğumun izlerini taşıyan ve bu nedenle pragmatik okuma tarafından ve sık sık politik beklentiler zemininde yeğlenen bu çalışmayı Nürnberg’de 1812-1816 yılları arasında üç bölümde yayımlanan Mantık Bilimi (‘Büyük Mantık’), arkasından Felsefi Bilimler Ansiklopedisi (Heidelberg, 1817), ve Tüze Felsefesi (Berlin, 1821) izledi. Hegel daha sonra Tinin Görüngübilimi’ni “bir gençlik yapıtı” olarak kabul etti, kitabın başlığından “Bilim Dizgesinin Birinci Bölümü” anlatımını kaldırdı, içeriğini Ansiklopedi’nin dizgesel yapısı içerisine yeniden uyarladı ve yaşamı boyunca Bilim Dizgesi olarak kabul ettiği bu son çalışmasını geliştirmeyi ve yenileştirmeyi sürdürdü. Ansiklopedi Mantık Bilimi’ni olduğu gibi “Tin Felsefesi”ne ait Tüze Felsefesi’ni de kapsar ve bütün dizgenin daha öte açınımı Hegel’in kendi el yazmalarından ve öğrencilerinin notlarından yayıma hazırlanan yapıtlarında saklanmıştır. “Önsöz” yapıtın kendisinin tamamlanmasından sonra yazılmıştır. Tinin Görüngübilimi Hegel’in bugün de başlıca sınıf-kavgası politikasına ve tarihsel materyalist ideolojiye aklamalar sağlaması beklentileri ile dar olarak ve dışsal olarak en çok okunan kitabıdır. Mantık Bilimi’ni de kapsayan ve bütün Bilgi Dizgesini açımlayan Ansiklopedi’den önce yazılmıştır. Hegel’in kendisi bu ilk çalışmasını bilimsel dizgeye bir giriş olarak tasarlamış olsa da, yapıt o pragmatik okuma tarafından en iyisinden bir çıkış olarak kullanılır. Hegel’in Schelling’e bir mektubuna göre, “kitabın yazılması Jena savaşından (14 Ekim 1806) önceki gece” tamamlandı. Hiç kuşkusuz yalnızca bu son sözlerin gücüyle Görüngübilim’in zamanından önce yazıldığını düşünmek doğru değildir, ne de Hegel’in onu sıkıştıran yayımcısı ile sorunları çalışmasının henüz yetersiz karakterini bütünüyle açıklamak için yeterlidir. Ama daha sonra Hegel’in kendisi Görüngübilim’i bir “gençlik yapıtı” olarak kabul etti ve öyle kalmasını istediği için önemli bir düzeltmeden geçirmeden bıraktı. Görüngübilim’i “Bilim Dizgesinin Birinci Bölümü” olarak sunmanın uygunsuzluğunu ikinci yayımda bu başlığın kaldırılmasına karar vererek düzeltti. Görüngübilim’in kendisi yapısında anahatlarda yazılan Ansiklopedi’ye benzemez ve dizgesel bir yapı sergilemez. “Görüngübilim” ancak Ansiklopedi’ nin “Öznel Tin” bölümünde dizgesel olarak yeniden kurulur, ve ilk kitapta içerikte geçerli olmalarına karşın yöntemli ve dizgesel karakterlerini göstermeyen ve bu nedenle tam çözümlemelerini kazanamayan parçalar ancak Ansiklopedi’nin dizgesel yapısı içerisine yerleştirildikleri zaman gerçeklikleri içinde görünürler. Hegel’in bir ders kitabı olarak tasarladığı ve üç kez yeniden yazdığı Ansiklopedi hiç kuşkusuz anahatlardan oluşsa da, bunların öncelikle daha erken çalışması olan Büyük Mantık Bilimi ile ve dersleri için hazırladığı notlar ile önemli ölçüde genişletildiğini gözden kaçırmamamız gerekir. Hegel Tinin Görüngübilimi’ni ilk yayımından sonra bütünüyle bir yana bırakmış, Mantık Bilimi’ni de içeren Ansiklopedi ile ilgilenmiştir. Bu gözlemler Görüngübilim’in önemsiz ve değersiz olduğunu göstermezler. Doğal bilincin Ansiklopedik Dizgeye girişi her zaman özsel bir sorundur ve Görüngübilim bu sorunu çözme ya da hiç olmazsa bir ölçüde kolaylaştırma amacıyla daha sonraki çalışmalar için yazılan Önsözlerin ve Girişlerin yanında durur. - Aziz Yardımlı Tinin Görüngübilimi’ne “Önsöz” Üzerine Birkaç Yorum: “... bu ‘Önsöz’ün anlamı tam olarak yakalanırsa Hegel’in felsefesi anlaşılır derken abartmıyorum.” Rudolf Haym, Hegel und seine Zeit (1875) “Tüm Hegel metinlerinin en önemlisi. ... Görüngübilim’e ‘Önsöz’ü anlayan Hegel’i anlamıştır.” Hermann Glockner, Hegel (1940) “Görüngübilim’e ‘Önsöz’ tüm zamanların en büyük felsefi girişimlerinden biridir.” Herbert Marcuse, Us ve Devrim (1941) “‘Önsöz’ romantik bir senfoni gibi gürler ... Onu bir dünya-tarihsel şenliğe benzetirim.” Gustav Emil Müller, Hegel (1959)- RK:F-6-2

Sizlere en iyi kullanımı sağlamak ve tanıtım çalışmalarında kullanmak amacıyla sayfamızda üçüncü şahıs çerezler de içerebilen çerezlerden faydalanıyoruz. Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz. Sayfamızı ziyarete devam ederek çerez kullanımını onaylamış olacaksınız.